
Kayıp Gül – Serdar Özkan
Sayfa sayısı: 205, Timaş Basım
“Üç katının iki fazlasının karesi 196 olan sayı nedir?” gibi beyni tersten çalışmaya zorlayan sorularla büyüdüğümüz için Serdar Özkan’ın “Kayıp Gül” adlı kitabının yazıldığı dil olan Türkçe versiyonu çıkmadan 27 dile çevrilmesine şaşırmayız değil mi?
Tam 20. yüzyılda alevlenen Türk edebiyatına nazaran 21. yüzyılı verimsiz geçirdiğimizi düşünürken ‘pembe kapak’ şansı Serdar Bey’in de yüzüne güldü galiba.
Sayfalarca özenilip yazılmış bir romanın başarısını yalnızca kapağına indirgemek Entertainbul’a yakışmayacağı için uzun zaman sonra “Sen?Hala Diyettesin?”, “Hapishane ve Form”, “Sağlıklı Beslen,Dert Tasa Kalmaz” vb. kitaplarının yarattığı elastik çemberi delebilen romana dair biraz ayrıntı vermek uygun olur.
Çiçeği burnunda yazarımız ilk eserinde serim düğüm çözüm bölümlerinden ilkini sere sere bitiremiyor, hikayeyi kafasında yazıverdiği için olsa gerek,çözümü kısa kesiyor. Siz girizgahta kaybolup, ”Ya bunca karmaşayı toparlayamazsa” diye düşünürken parçalar yerine oturmaya başlıyor, gelişigüzel yazılmış bir roman olmadığı anlaşılıyor.
Sayfalar çevrildikçe annesinin ölümüyle başlayan bir iç yolculuğa çıkan Diana’nın hayatına entegre oluyoruz. İlk sayfalardan kendini belli eden ‘gül’ ve ‘güllerle konuşma’ metaforu sayesinde biz okurlar da ister istemez bir yokluyoruz kendimizi. Gülistanın bir köşesinde saksıya kurulup güllerin gözünden , ikizi Mary’i ararken öğrendiklerini hazmetmeye çalışan Diana’yı izliyoruz. Kimi zaman kahramanımızın kafası karışınca bizimki de karışıyor, kimi zaman bir sonraki sayfada onu hangi hislerin saracağı bize malum oluyor: kısacası bir süreliğine kitabın içinde kayboluyoruz. Bir Brezilyalı, İstanbul ve İzmir seyahatleriyle Türk kültürünü keşfederken biz aidiyet duygumuzu pekiştiriyoruz.
Romana başlamadan önce iç kapakta Serdar Özkan’a dair yazılanları okuduysanız Diana’nın kimliğiyle birlikte yazarın satır aralarına saklanmış kendi şüphelerini de çözümleyebiliyorsunuz.
Giriş- sonuç asenkronizasyonu dışında ‘iyi kitap’ olmak için baştan sona aynı çizgide kalınması gerekmediğini gösterdiği için taze yazarımıza teşekkür ediyor, kendini keşfetmeden önce iyice bir karıştırmak gerektiğine inanlara Aret Vartanyan’dan ‘Sen ve Ben’i de tavsiye ediyoruz. - Gözde Güzünler

D&R sepetine at
- D&R sepetine at
Fatima Spar & Die Freedom Fries (Viyana) Bir Delinin Hatıra Defteri Sezen Aksu Üstü kara çarşaflı, altı mini etekli
Etiketler: Kayıp Gül, Serdar Özkan, The Missing Rose








