Tanıştıralım. Kendisi, yeni sarışın idolümüz. Çıkaramadıysanız, biraz daha yakından bakın. Fenomen dizilerin birindeki 60’lı yılların ‘arıza’ ev kadınına ne kadar benziyor değil mi? Evet, Mad Men’in Betty’si, January Jones’u Grace Kelly bakışlarından, kabarık eteklerinden kurtarıp, üzerine daha ‘hafif’ şeyler veriyoruz. Sonuç için ‘tıklayın’…
Heroes’daki Claire Bennet’i oynayan kız olarak tanınsa da kameralarla çok erken yaşta tanışmış genç bir yıldız… İlk reklam filmini 11 aylıkken çekmiş. Çocukluğundan beri hep kameralarla iç içe yaşamış, artist bir annenin güzel kızı olarak dünyaya gelmiş olmanın avantajını sonuna kadar kullanmışa benzisyor. Güzel ve yetenekli olmak kolay da değil tabi… Okul hayatı hep kıskanç kız arkadaşları tarafından dışlanmakla geçmiş. İşkenceyle geçen okul yılları sırasında bir seferinde bir kızdan yumruk bile yemiş!
Danimarka Kralı, Londra’nın Wyndham’s Tiyatrosu’nda bir kere daha ölüyor. Bu kez babasının intikamını alacak olan Prens Hamlet ise Jude Law… Hamlet, hiç bu kadar yakışıklı olmamıştı!
Tilda Swinton aramızda gezinen, ama bizden bir şeye benzemeyen, gizemli özü, neredeyse derisinin altı görünecek kadar beyaz teni, en turuncu doğa olayından daha turuncu saçlarıyla, geldiği gezegenle gizli bir dilde haberleştiğine sonsuz bir inanç beslediğimiz, bir garip özgün yaratı. Swinton ve son filmi ‘Jude’ üzerine bir kaç kelime…
Bir yaz gecesi televizyonda izleyecek bir şey bulamadığım her zaman yaptığım gibi yine ‘The Late Show’ a takılıyorum. Letterman, konuğunu çağırıy. “Please welcome Rachel Nicols everybody!!”. Çıtı pıtı elbisesiyle mini mini , çocuksu , sevimli ama bir o kadar da dişi biri geliyor. David Letterman ‘nın kemerini tutup şakalaşıyor. Çocuksu sempatik tavırları ve seksapelliği adeta tutkuyu ateşliyor. Letterman ‘ın terlediğini ekran başından görebiliyoruz bu dakikalarda…
Kate Moss, Topshop’la içini dökmeye devam ediyor. Bu kez aksesuar ve iç çamaşırı olayına el atmış durumda. Evet, Kate Moss iç çamaşırı tasarlıyor! Haberi bile başlı başına bir adrenalin sebebi değil midir?
İftiharla yazıyoruz: Müslüm Gürses konserine gittik! (Alt metin: Al Jamal’de kendisini dinlemeye gidenlerin, gittiklerini gizleme olayına yapılan bir göndermedir.) Hem de Balans’da… Hayır, elimizde jilet yoktu. Evet, “I Love You Müslüm Baba” diye bağırdık. Baba, anında cevabı yapıştırdı: “One minute, çocuklar! One minute…”